Dünya kupasının oynandığı Güney Afrika’ya yolculuğa çıkıyoruz. Vahşi doğa, okyanusta sörf, çöl ortasında günbatımı, yepyeni tatlar ve kültürlere Dünya Kupası heyacanı da eklendi. Güney Afrika’yı haziranda ziyaret etmeniz için o kadar çok sebep var ki… İnsanlığın en eski vatanı sizi bekliyor.

Güney Afrika, Doğa Ana’nın en güçlü olduğu yer. Burası vahşi hayatın içgüdüleriyle dolu bir tapınak. Bir leoparın ağaç dallarının arasında sizi seyretmesi, bembeyaz bulutlara bakarak denize girmek, yeri göğü inleten fiillerin arasında piknik yapmak. Bunlar hiçbir şeye değişilmez.

Bütün hikayeler gibi Güney Afrika’nın modern tarihi de anlatanın kim olduğuna bağlı olarak değişiyor. Araştırmacılar, insanın ilk olarak Güney Afrika’da ortaya çıktığını söylüyor. Dört milyon yıl önce yaşamış ilk insansıların fosilleri bu varsayımı kanıtlıyor.

Nelson Mandela, Başpiskopos Desmond Tutu gibilerin sağlam direnişi sonucu, ülke demokrasi ülkesi olmayı başardı. 1994 yılında Nelson Mandela başkan seçildi. Güney Afrika, son 15 yıl içinde büyük gelişme ve istikrar gösterdi.

Mandela’nın dediği gibi, “Yaşamın en ihtişamlı tarafı hiçbir zaman yıkılmamak değildir. Yıkıldıktan sonra kalkmayı başarmaktır.”

Güney Afrika’da neler yapabilirsiniz;

Masa Dağı yamacındaki Lion’s Head’den, Camps Körfezi’nin beyaz kumlarına yamaç paraşütüyle süzülün.

216 metre yüksekliğindeki Bloukrans Köprüsü’nden bungeejumping yapın. Dünyanın en yüksek bungee noktası ve tam yedi saniye sürüyor.

Ümit Burnu’nun ıssız koylarında akşamüstü sisinin içinde piknik yapın ve Melville’in Moby Dick’ini okuyun.

Clifton Limanı’ndan kalkan günbatımı teknelerinden Cape Town’ı izleyin.