Tatil , Tatil Köyleri, Tatil Hikayeleri
->
Hemen her şeyin turizme göre şekillendiği en büyük tatil merkezlerimizden Marmaris’te merkez veya çevrede istediğiniz her nitelikte konaklama tesisi bulunmaktadır. İsterseniz beş yıldızlı tesis isterseniz bungalovlardan oluşan kamping. Keyfinize kalmış…
Kent merkezinden İçmeler’e doğru gerek sahil şeridinde gerekse iç kesimlerde çok sayıda otel var. İç kesimlere girildikçe daha çok küçük oteller ve apartlar bulunuyor.
İçmeler gibi sonradan gelişen yerler büyük yatak kapasiteleri ile artık kendi başına bir tatil merkezi olarak öne çıkmaya çalışıyorlar. Sahil bandında yer alan otellerin hepsinin önünden denize girilebiliyor.
Çok geniş olmasada kumsal var. Aynı şey İçmeler için de geçerli.
İlçenin küçük, Turizm Bakanlığı belgesi olmayan otelleri de belli bir kaliteyi tutarlar. Küçük otellerin bile hepsinde yüzme havuzu bulunur. Beş yıldızlı otellerin hepsinde kapalı yüzme havuzu vardır. Geniş alanlara yayılmış tatil köyleri de özellikle aktiviteleri seven tatilcilere tavsiye edilir. Otel aktivitelerinin dışında eğlenmek isteyenler de her zevke hitaben değişik yerler bulabileceklerdir.
Bir lagünün içindeki 118 adacıktan ve karaya dar bir yolla bağlanan Venedik, Rönesans’ın zenginliklerine açılan labirent şeklindeki daracık sokakları, görkemli sarayları, kiliseleri, kanalları ve köprüleri ile bir masal şehri…

Altı farklı bölüm oluşturarak şehrin ortasından geçen Büyük Kanal dünyanın en güzel şehirlerinden birinin yaratılmasında başrole soyunmuş. 9. yüzyılda şehrin azizi olan Mark’ın kemiklerini İskenderiye’den getiren Venedik, dönemin en büyük ticaret devlerinden biri olmuş, Napolyon zamanında gücünü yitirince de, turizmin nimetlerinden istifade etmeye başlamış.
Bienalden Karnavala
Dünyanın en eski bienali Venedik’te yapılıyor. Bienal zamanı şehir, sanatçılar ve eserleriyle dopdolu. Venedik Film Festivali ise her sene ağustos ayı sonunda başlıyor. Kent özellikle Paskalya dönemine denk gelen karnaval sırasında çok renkli. Sokaklar, maskeleri ve kostümleriyle dolaşanlarla renkleniyor.
GÖRMEDEN DÖNMEYİN
San Marco Meydanı
Venedik’in en büyük meydanı olan San Marco’nun alameti farikası 96 metre yüksekliğindeki çan kulesi. Eskiden kafeslere konulan mahkumlar kuleden meydana atılırmış. Uygun hava koşullarında, kulenin tepesinden Hırvatistan’ı hatta Alp Dağları’ını bile görmek mümkün…
Palazzo Ducale
Doçe adı verilen Venedik hükümdarlarının sarayı olan Palazzo Ducale inanılmaz sanat eserleriyle dolu. Doçe’lerin taç giyme törenlerinin yapıldığı Devler Merdiveni’nde Mars ve Neptün isimli tanrıların heykelleri var.
Doçelerin yaşadığı bölümdeki odalar tahta oymalar, altın varaklar ve yağlı boya eserlerle süslenmiş.
Santa Maria della Salute
Tintoretto’nun Hz. İsa’nın ilk mucizesini resmettiği Barok kilisede Kana Düğünü isimli çalışmayı görebilirsiniz.
San Marco Bazilikası
Venedik’te yolunuzu kaybetmekten sakın korkmayın, kaybolmak beraberinde süprizleri de getiriyor. Kendinizi, hiç ummadığınız, çok keyifli bir yerde bulabilirsiniz. Aziz Mark’ın kemiklerinin muhafaza edildiği kilisede hep uzun kuyruklar var, ya sabah erken gidin ya da akşamüstü. Burada 1204 yılındaki haçlı yağması sırasında İstanbul’daki at meydanından getirilen dört bronz atı da görebilirsiniz.
Faydalı Bilgiler;
İtalya’nın Uluslararası telefon kodu 39, Venedik’in alan kodu 41…
Mercerie ve Frezzeria şehrin alışveriş bölgeleri.
Venedik, cam işçiliğinin en önemli merkezlerinden biri kabul ediliyor.
Bir zamanların “Yeşil Bursa” diye anılan kentinde hızlı sanayileşmenin ve büyümenin getirdiği yükleri hissetseniz de sırtını Uludağ’a yaslamış Osmanlıların ilk başkenti olan Bursa’yı seversiniz. Farklı özelliklere sahip olan bir kent Bursa. Dönerini dünyanın dört bir yanına götürdüğümüz, kestane şekerini sevdiğimiz, ipeği yüzyıllardır ünlü ve yanıbaşında Türkiye’nin ilk kayak merkezi Uludağ. Bursa’nın içinde ve çevresinde gezilip görülecek o kadar yer varki. İsterseniz özel olarak kısa bir tatile gidin, isterseniz geçerken bir mola verin.
Bursa aynı zamanda kaplıcalar kenti. Doğal şifalı suları bir çok hastalığa iyi geliyor. Otellerin Çekirge tarafında olanlarında bu kaplıca suyu ve termal banyolar var. Ayrıca kaplıcalara gitmeden bu otellerde kalarak tedavi olunabiliyor. Beş yıldızlı otel dahil her nitelikte otel bulabileceğiniz Bursa’da termal otelleri seçerseniz bu olanaklardan faydalanabilirsiniz. Bursa içindekileri seçemezseniz Oylat veya Tümbüldek kaplıcalarını deneyin.
Bursa’nın denize bağlantısı Mudanya, Gemlik, Armutlu ve Yalova üzerinden. Mudanya’da eski gar binası otele dönüştürüldü. Şehir içinde daha düşük nitelikte oteller de var.
Bursa’nın bir başka turistik ilçesi Mustafa Kemal Paşa.
Havaalanı; Bursa Havaalanı şehir merkezine 3 km

Hotel Hassler
İspanyol merdivenlerinin tepesinde, özenli iç tasarımıyla, 100 yıllık tarihinin görkemini sunuyor. Altıncı katında yer alan lokantası ve odaları nefes kesici bir manzaraya sahip. Böyle bir manzara eşliğinde aşkınızı tazelemeyi deneyin!
Trinita dei Monti, 6.
Tel; 6993 47 26
Hotel Raphael
Roma’nın en güzel meydanlarından biri sayılan Navona’ya yakın, sakin bir sokakta bulunan, sarmaşıklarla kaplı bir bina. Resepsiyonu antika heykeller ve modern eserlerin karışımıyla bir galeriyi andırıyor. Çok katlı bir terası ve mükemmel bir lokantası var.
Largo Febo 2
Tel; 682 2831
Aşıklar şehri Roma üç binlik tarihe sahip, Roma’ya aşık olmamak imkansız gibi. Hele ki gün batımında her yer kızıl ve sarıya bürününce…
Roma İmparatorluğu, Roma mimarisi, Roma Hukuku… Dünya tarihinde çok önemli bir yere sahip olan bu şehir aynı zamanda aşıkların şehri. Gidenlerin “her yer aşk kokuyor” diye tanımladıkları Roma’yı tersinden okuduğunuzda bir süprizle karşılaşıyorsunuz. “Amor” yani AŞK…
Roma’ya yolunuz düştü gezip görmeden dönmeyeceğiniz yerler;
Colosseum
Roma’nın tarihi simgesi olan Colosseum’un esas adı Flavius Amfitiyatrosu. Vespasiamus tarafından M.S 72 ile 80 yılları arasında yaptırılmış. Neron intihar edince yerine geçen Vespasianus, Neron’u unutturmak ve halkın sempatisini kazanmak için gölü kurutup halka açık bir eğlence yerine dönüştürmeye karar vermiş. Seyirci kapasitesi 55 bin olan Colesseum, tiyatro gösterilerini sunmak için yapılmışsa da, daha sonraları gladyatörlerin dövüş alanı haline gelmiş. Colesseum, 19. yüzyıla kadar dünyanın en büyük amfitiyatrosuydu.
Trastevere
Bir zamanlar asıl Romalıların oturduğu yer olarak bilinen, genç ve yabancıların en çok rağbet ettiği, Roma’nın en eski ve popüler semti Trastevere. Semtin daracık Ortaçağ sokakları lokanta, butik ve pub’larla dolup taşıyor. Özellikle yaz akşamları sokakları, lokantaların masaları, sokak şarkıcıları şarkı söyleyen satıcılar ve turist yığınlarıyla kaplı oluyor. Kapkaççılara dikkat!
İspanyol Merdivenleri
Merdivenler, Fransız kralı XV. Louis tarafından 1510 yılında yaptırılan Trinita dei Monti Kilesesiyle meydan arasında bağlantı kurmak için 1725 yılında yapılmış. İspanyol merdivenleri yılın her gününde gençlerin, turistlerin buluştuğu, oturup sohbet ettiği, şarkı söylediği şehrin en popüler yeri.
Piazza Navona
Navona Meydanı Roma’nın en çok rağbet gören yerlerin başında geliyor. M.S 86 yılında İmparator Domiziano halkın sempatisini kazanmak için 33 bin kişilik bir Campus Agonis (yarış alanı) yaptırmış. Meydanın etrafındaki binalar o stadyumun sıralarının bulunduğu yerin üzerine inşa edilmiş. Ortada mimar Bernini’nin dünyanın dört büyük nehrini betimleyen çalışması ve iki yanındaki çeşmelerle tüm meydan Barok döneminin en güzel örneklerinden biri. Meydanın etrafındaki kafe ve lokantalar devamlı açık.
Roma Forumu
Forum, eski Roma’da şehri siyasi, ticari ve hukuki merkeziydi. Bugün kalıntı olarak görülebilen bu yer halkın gününü geçirdiği, toplandığı, sözleştiği cıvıl cıvıl bir alanmış.
Pantheon
Pantheon, M.Ö. 27 yılında Atium Savaşı’nın zaferi için bütün tanrılara şükretmek amacıyla İmparator Augustus’un damadı M.Agrippa tarafından yaptırılmış. Daha sonra bir yangına kurban gidince, İmparator, Hadrianus M.S 118′de yeniden inşa ettirmiş. 43 m. çapındaki kubbesi ve ortasındaki tek ışık kaynağı olan 9 metre çapındaki açıklığıyla, Roma mimarisinin bir harikası olarak bugünlere kalabilmiş.
Trevi Çeşmesi
Biz Türklerin “Aşk Çeşmesi” diye tanımladığı Trevi Çeşmesi 1762′de tamamlanmış. O zamanlarda sanat eserlerinde doğayı ve özellikle çeşmelerde, kayalıkları ve mitolijiyle ilgili konuları yansıtmak modaymış. Trevi bunun en güzel örneklerinden biri. Buraya gelen herkes Roma’ya yeniden dönmek için sırtını çeşmeye dönüp sağ elinle sol omzunun üstünden çeşmeye para atarken, Türkler aşkı ile ilgili dilek tutuyor.
Tatil Yorumları